İlk Defa Deneme Fırsatı Bulduğunuz Parfümler

Ten mi seçiyor acaba diye düşündüm. Boozy yönü bende özellikle ilk bir saat çok fazla oluyor. Diğer arkadaşlar da boozy yönünü çok etkin bulmamışlardı.
Mümkündür. Ben de ilk denememde kırmızı meyveleri baskın hissederken, arkadaşın teninde kayısı çok ön plandaydı. Boozy taraf ise kokunun tene yaklaşmasından sonra ortaya çıkıyor.
 
Le Galion Sortilege Vintage

EC434A7D-F1B0-4EA5-AE73-E4B2C06D8335.jpeg

Tozlu, pudralı, sabunsu tertemiz bir çiçek buketi ile esintili, bol aldehitli bir başlangıç yapıyor. Aldehit tabanına dahil; hafif tatlı bir gül suyu ve şeffaf meyve hissi yaratan melankolikçe bir süsen gölgesi de izleyebiliyoruz. Genel aldehit yapısı fazlasıyla Eski No 5 benzeri Sortilege’ in, hatta direkt olarak o ekolden geliyor. Gülün sıcak tatlı misksi yönü ile yumuşacık, pamuk şeker kıvamında soyutça sıcak bir tatlılık var ki pek keyifli.

Pudralı aldehit düzlemindeki sabun hissi artarken tabanda kremalı, hafif civetsi kirlilikte nefis bir misk düzlemi oluşuyor. Bahsettiğim misk düzlemi üzerinde samansı, buruk papatya izleri var, ki Miss Dior’ daki fazlaca beğendiğim kuru deri akorunun anımsamalarını da yapabiliyor bu birliktelik. Kurumada çöken aldehit buketinin içinden sıyrılan bakır tel kirliliğinde sakızsı yasemin, yine Ysl Opium üzerinden bahsettiğim sandal dumanı, ve yine az önce bahsettiğim misk düzlemi hafif benzoin sıcaklığında bir araya gelerek güzelce bir odunsu vanilya akoru oluşturuyor. Yine Vanilya’ da Eski No 5 ve Baghari(Güncel)’ de olduğu gibi kremalı ve sakızsı, dolgun, ve hala aldehidik. Diplerde civet-meseyosunu işbirliği tarzı yine No 5’ de olduğu gibi Chypre yönler de bazen görebilmek mümkün, ama belli belirsiz. Yine de koku genelinde genel bir meşeyosunu-civet hissi olduğunu söyleyebilirim Sortilege’ de.

Sortilege, No 5 den izler taşıyan, hatta neredeyse aynı izleri taşıyan güzel bir koleksiyonluk. No 5 kadar derin nüanslar barındırmasa da; ekolü en güzel ve en minimalize şekilde temsil eden üyelerden. Ayrıca; zamana direnip bugünlere gelebilmiş şişeleri ile de zaman makinesi vasfı da taşıyor; hatta sizi sadece şişesiyle bile alıp 40’ lara olmasa da en azından geçmişte bir yerlere götürüyor. Bundan dolayı ben de güzel şişesinin fotoğrafını çekmiş bulundum. Sortilege bana şişesi ile; babannemle çocukken misafirliğe gittiğim evlerdeki koyu yeşil kristal vazoları ve anlamsız bir şekilde kabak tatlısını çağrıştırıyor. Kokusu değil, şişesi. Gerçi benzer bulguları No 5 ve Baghari ile de yaşıyorum. Tuhaftır ki aralarında Baghariden hoşlanmıyorum sadece. Kabak tatlısını da babannem ve askeriye dışında hiçbir yerde yemedim bu arada. Teşekkürler Sortilege.

E42743AE-0B6B-47BF-8E59-5E78DBA9C79D.jpeg
 
Son düzenleme:
Guerlain Chamade Extrait

Pudralı çiçek yaprakları, sapları ve meyveleri, kırlar çimler böcekler ile canlı, enerjik bir aldehit patlamasıyla açılıyor Chamade. Kremsi tatlı yumuşak dokusu ile sümbül taneleri ve kirli, sapsı, köpüksü yasemin biraz daha ön planda canlı çiçek buketimiz içinde. Yine sabunsu yönü ile sulu ve serin formda aldehit yapısını sarıp farklı renk tonları katan nefis bir gül de var. Çiçek yapraklarının dokusu oldukça katmanlı; şeftali gibi tozlu, saydam meyve anımsamaları da fazlaca mevcut.

Aldehit patlamasının biraz dinmesiyle karanfil tarzı tatlı, ferah geniz yakan taze baharatlar kıvılcımı ile detaylanıyor; ve bir polen sürüsünü de bünyesine katmış oluyor. Bu aşamada oluşup yok olan, loop halinde nefis bir sabunsu pudralı sandal bulutu da açığa çıkıyor. Ferah Karanfil ve şerbetsi Benzoin ile ısınıp daha kremsi, dolgun, sıcak balzamik bir gövdeye geçiliyor. Kireçlenen yaseminin daha herbal, indolik davrandığı bu evrede köksü, topraksı, biraz yağlı, yeni kaplanmış defter kokusuyla nefis bir süsen kökü hissediliyor. Tüm bunların bir araya gelmesiyle oluşan benzoin sıcaklığındaki odunsu vanilya ve tatlı, kök vetiver ile balzamik şekilde sonlanıyor.

Evet, Chamade’ i üç ayrı katmanı üzerinden okuyabiliriz sanırım: Kremsi Aldehit Sarmalının bulunduğu en üst katman; gel-git halindeki sandal esintisinin bulunduğu bir alt katman; çaysı herbal dokuyu oluşturan indolik yaseminin ve yağlı topraksı süsen kökünün bulunduğu en alt katman. Aslında özetle; parlak bir gökyüzü ile başlayıp oluşumunu yeni tamamlayan çiçeklere ve meyvelere uğruyor, arada bir esen ılık esintisi ile mevsim polenlerini üzerinize üflüyor ve yüzeysel bir kök, toprak ilişkisi ile noktalanıyor. Yeşiller üzerinde otururken rastgele elinize aldığınız bir çiçeğin sapının suyunu çıkarttığınızda elinize bulaşan kokuyu simüle eden inanılmaz bir yasemin de barındırıyor ayrıca. Biraz klişe olacak; ama çok net bir bahar tasviri Chamade. Chamade’ in Edt versiyonunu da denemiştim, fakat Extrait olanı bambaşka bir dünya. Bu arada deneyimlediğim en pozitif koku Chamade, hatta edt versiyonunu anosmi olduğum zaman kullanıyordum. İlginç bir şekilde duyularım tekrar açılıyordu. Şifalı bu Chamade.

 
Son düzenleme:
Parfum d’ Hermes Saf Parfüm

Chamade benzeri bahar aldehitleri ile açılıyor. Yine Chamade’ de olduğu gibi taze sümbül taneleri biraz daha ön planda. Sabunsuluğu daha düşük Parfum d’ Hermes’ in, bir de Chamade aldehitlerine oranla daha sıcak bir yapıda olduğunu söyleyebilirim. Çiçek yapraklarından gelen şeftali, armut gibi meyvemsi detaylara ek olarak da gözenekli turunç kabuklarından bahsedebiliriz Parfum d’ Hermes için. Yani özetle, biraz daha sıcak ve citruslu bir tavrı var Parfum d’ Hermes’ in. Çok süre geçmeden oldukça sıcak bir Gül hissediliyor. Chamade’ deki soğuk ve sabunsu Gül Suyuna oranla; Ylang Ylang benzeri kirli ve sıcak çiçekler, benzoin tipi reçineler ve şerbetsi karanfil bezeli pamuk şeker tatlılığında ve pudralığında daha oryantal sıcak bir Gül.

Bir süre daha sonra puslu güzel bir süsen ve nefis bir sandal tütsüsü soluyoruz. Chamade’ de bahsettiğim ılık bahar esintisini yaratan sandalın biraz farklısı. Burada esinti değil de; metalik, gri ufak bir duman, is bulutu serpiştiriyor araya. Oldukça vanilik tatlılıkta, biraz da sabunsu bu sandal tütsüsü. Süsen de, pamuk şeker kıvamındaki gül yapısının üzerini örtüyor; hafif rujlu bir pudra hissiyatı çıkartıyor ortaya. Parfum d’ Hermes’ in bu evresinde ambersi, balzamik lezzetli mum gibi bir vanilya deneyimliyoruz, dumanı da tüten mum gibi bir vanilya.

Kurumada reçine hissi fazlaca artıyor, Oryantal bir amber kokusuna dönüşüyor Parfum d’ Hermes. Chamade’ e benzer olarak yağlı süsen kökü ve nemli vetiver burada da mevcut, fakat altyapı daha reçineli. Micallef Gaiac ile fazlaca benzeşiyor hatta kurumadaki hali. Bir de buralarda bir yerlerde güzelce indolik bir yasemin olacaktı, ama maalesef bu ikinci denememde rastlaşamadık. Muhtemelen sürerek denediğim için dozajlama faktöründen kaynaklı.

Parfum d’ Hermes, Chamade’ i temel alıp; daha balzamik, oryantal bir şekilde yorumluyor. Chamade renk olarak yeşili, beyazı ve griyi temel alırken Parfum d’ Hermes; beyazı, griyi, pembeyi ve siyahı temel alıyor. Carven Monsieur’ deki pek sevdiğim sandal dumanına daha yakın bulduğum için Parfum d’ Hermes’ in beni yakaladığını söyleyebilirim, ama adres çiçekler olduğunda; kesinlikle Chamade’ in çiçekleri çok daha güçlü. Parfum d’ Hermes bana karanlık bir odada yanan, çevreye yaydığı sarımtırak ışığı ile aşağı doğru akmakta olan kendi bedenindeki detaylara gölgelerle dikkat çeken bir mumu hatırlattı 🕯 Kaliteli bir şeyler denemek isteyen herkese öneriyorum.

 
Miss Dior EDT Vintage

Sabunsu aldehit zinciri, eski usul asitli tozlu meyveler ve kabukları ile, hem oldukça temiz hem de kirli zıtlıklar barındıran güzel bir açılış yapıyor Miss Dior. Aldehit yapısı Sortilege ve No 5 ile oldukça yakın; kirli, dolgun, sabunsu ve hafif misk kremalı. Aldehit düzlemi içinde yeşil, bitki sulu, yosunlu ince bir kirli herbal yapı da mevcut. Kısa bir süre sonra şipre dokunun asıl kaynağı; kirli katransı yapısıyla genel sabunsu dokuya tezat oluşturan güzel bir civet hissediliyor. Bu aşamada Lanvin My Sin, Revlon Intimate gibi aldehitli şipre klasikler ile oldukça benzeşiyor Miss Dior, fakat katranlı civet dokusu onlar kadar yoğun değil.

Kurumuş buruşuk, samansı ağaç dallarını ya da benzer içi boş bitki saplarını anımsatan koyu, kapalı, toprağa yakın kirli bir süsen hissediliyor. Sabunsuluğun ince kirli bir dumana dönüşmesine güzel bir önayak oluyor bu samansı süsen. Kuruma devam ettikçe tabandaki şipremsi misk düzlemi üzerinden; kupkuru samansı tütün tozları, kuru otlar barındıran kimyonvari kurulukta, ince bir dumansılığa sahip enterasan bir deri akoru oluşuyor. Yeni açılmış sigara paketine, kurumuş çay poşetine de benzeyen bu deri akoru aynı zamanda acı, kurumuş topraklı bir o kadar ilgi çekici bir paçuli ile destekleniyor ayrıca.

Miss Dior; başlangıcı ve sonu arasında hiçbir benzerlik taşımayan, türünün ekolleri arasında gezinen ayarsız bir şipre, hatta şimdilik tanıdığım en ayarsız ve en benzersiz şipre olduğunu da söyleyebilirim. Hdp 1740, Fumerie Turque, PdE Fougere Bengale/Tabac Tabou, Par Amour Pour Lui gibi samansı tütün, ölmezotu, kumarin hissi barındıran kuru tütün seyrini sevenler için Miss Dior’ un enterasan bir keşif olacağını düşünüyorum. Ayrıca parfümörü Jean Carles; parfümleri koku ailelerine ayıran, notalar arasında belli bir matematik ilişkisi üzerinden metod yaratan ilk parfümörmüş. Hatta sektördeki son zamanlarında Anozmi oluyor; hiç koku alamadan, yarattığı metod üzerinden ve denemelerinde yanına oğlunu alarak Miss Dior’ u yapıyor. Yani bu halıyı dokuyan kör olmuş, ama ortaya çıkan şey; benzersiz.

 

asaid

Aktif Üye
Etat Libre d'Orange
Fat Electrician Semi-Modern Vetiver
Vetiver profili olarak, bulabileceğiniz en keskin ve pürüzsüz meşe yosunsu yapıya sahip vetiveril asetat ile başlangıç yapıyor. 5 dk içerisinde vetiver çoğu keskinliğini muhafaza etmekle birlikte yeşilini azaltıyor, odunsuluğu arttırıyor ve sona yaklaşana dek devam edecek Yesterday Haze'den oldukça tanıdık olan ceviz-krem şanti-iris akoru altına sığınıyor. Başlangıç kısmından sonra uzun süre koku yapısı Y.Haze ile çok benzer olmakla birlikte vetiveril asetatın vermiş olduğu keskin yosunsu yapı kokuya ekstra bir çekicilik katıyor. Kestane şekeri akoru yerine koku yapısına göre, ceviz-iris-krema-vanilya daha açıklayıcı bir tanımlama olur. Her iki parfümde de Krem şanti akoru kaymak tarzında bir yapı sunmuyor. Glikoz şurublu ürünler çok tüketildiğinde dilin arkasında ve boğazda hissedilen yakıcı-şerbetsi bir akor denilebilir. dolayısıyla Yesterday Haze ile aynı burun yakan yapı burada da mevcut olmakla birlikte ceviz adına gerçekçiliği arttıran bir unsur olarak artistik bir yapı sağlıyor.
Bu parfümü sevmek için vetiver bağımlısı olmak tek başına yeterli değil. Ezilmiş yaş cevizi de aynı oranda sevmek gerek. genel tatlılığı Yesterday Haze'deki incirin dışında aynı şerbetli yapıya ek olarak özellikle sonlara doğru ön plana çıkan kalın tozlu vanilya da bolca barındıyor. Y.Haze'deki odunsu meyvemsi vanilya akoru yerine daha sade bir vanilya kullanımı var. Orta kısımda arkada kalmasa da en öne de çıkmayan vetiver sonda vanilya ile yine belirginleşiyor. vanilyanın da sağladığı yumuşaklıkla daha az keskin fakat yeşil yapısını arttırmış bir vetiver barındırıyor. Mür bu kadar keskin yakıcı notalar içinde var-yok arasında. Yesterday Haze ile karşılaştırma gibi oldu fakat çoğu noktada benzerliğin ötesinde bir durum var.

Parfüm 2009 da çıkmış yani bir özenme/kopyalama meselesi varsa Yesterday Haze suçlu olur. ikisi de bence harika parfümler olsa da vetiveri dışlayıp "hafifçe" meyveli dokunuşlarla keskinliği alınmaktan başka üstüne çok birşey katılmamış olan da Yesterday Haze 😄
 

asaid

Aktif Üye
Maher Olfactive - Treachery
tatlılığın ahududu-şeftali-çilek şurubu kıvamında olduğu oldukça şekerli boozy bir açılış. tatlı kıvamı yavaşça kaliteli bir vanilyaya doğru kaysa da arka planda o koyu pembe-turuncu meyveli akor ortaya kadar hep mevcut. yine bu aşamada tütün kullanımı yoğun değil, keskinlik viski akorundan geliyor olmalı ki vanilyanın da kalınlığını büyük ölçüde almış. bu aşamadan sona kadar boozy akor azalıp tütün kendini göstermek için bir yol bulmuşken sonrasında kakao ile tekrar sakinleşiyor. yanlarında Vanilya'ya canlılık katan frambuaz-şeftali akoru yavaş yavaş azalıp yumuşak beyaz çiçeksi(manolyaya benzer) bir akora dönüşüyor. Benim tende bu son aşamaya yaklaşık 3 saat sonra giriliyor, tütün oldukça az, kakao-vanilya-manolya ile tatlılığı azalmış, çiçeksi, aldehidik, meyvesiz bir yapı ile son buluyor.
Şahsi beğenim olarak ortaya kadar özellikle şurupsu tatlılığı hoşuma gitmese de, ortada tütün kakao ile birleştikten sonrasında gelen değişimler benim için parfümü kurtardı. Tütün baş-orta arasında arkada ama belirgin, ortaya yakın kendini diğerlerinden önde gösterip kakaonun devreye girmesiyle hemen geri çekiliyor. Sonrası daha çok Walimah'ın ortalarından tanıdık bir akor olan manolya-kakao ikilisinin vanilya ile birleşimi şeklinde.
Ortadan sonra oldukça hoşuma gitse de bir indie'den beklediğim derece daha üst noktalarda.


edit: birşeyler daha tanıdık geliyordu ki buldum. ortadan sonraki tatlılık akorları Regalien Vanity Oud ve Babel's Heaven da görülen dna'yı oldukça anımsatıyor.
edit-2: bir günden fazladır tende saf vanilya kokusu olarak baz kısım devam ediyor.
edit-3: iki gündür sabun ile de en az 7-8 kez yıkanan tende vanilya kokusu sabit. kıyafette bu kadar kalan parfüm çok ama tende bu derece rastlamadım. yayılım tabiki yok ama tende koku duruyor. bazı parfümlerdeki gibi tende kaygan, silikonsu bir yapı da bırakmıyor.
 
Son düzenleme:

asaid

Aktif Üye
Oscar de la Renta - Pour Lui * ᵛⁱⁿᵗᵃᵍᵉ
ilk saniyeler havaya karışan citrus tanecikleri ile capcanlı asidik bir başlangıç. ardından gelen dakika da juniperin dolgun tatlılığı, fesleğenin yeşil ferahlığı ve galbanumun buruk reçineli yeşilliğinin belirmesi ile bir koyulaşma, ardından gelen dakikada kimyon-anason ile bir koyulaşma daha. sadece giriş aşaması bile bu kadar sıralı ve düzenli olması benim için çok nadir. bu başlangıç kısmı en sonunda yine juniperin tatlandırdığı ve bu sefer anason-lavanta-kimyonun yoğunlukta olduğu kalın ve hafif tozlu bir temele oturuyor.
orta aşamaya geçiş juniperin tarçına, galbanumun karanfile dönüşü ile başlıyor. ortada en hissedilir notalar anason-karanfil-tarçın- ferah meyveler. bu aşamada karanfil olabilecek en yumuşak yapıda, burun tırmalamıyor. düşünülse Vetiver-Geranium hissedilebilir fakat bu kadar keskin notalardan beklenmeyecek derece bir yumuşaklık ile verildiğinden bakmasam anlaşılmaz. bu orta kısmın tatlı yapısı, tarçına eşlik eden tatlılığı azaltılmış mango suyu-fesleğen tarzı bir akor barındırıyor. orta kısım 15-20 dk. içinde tam yerine yerleşti. paçuli benim tende belirgin değil. kıyafette orta kısım ana olarak karanfil-geranium'a eşlik eden ve oldukça ıslak topraksılık verecek şekilde paçuli ve bahsettiğim o ferah mangolu yapı. her iki şekil de harika, koklaması ayrı zevkli. kıyafette sanki kıyafetinizin o bölümü ıslanmış hissi verecek derecede nemli ferah yeşil-topraksı bir yapı var.
orta kısmın sona dönüşümü tende 30-40 dk içinde meşe yosununun dahil olması ile başlıyor, 1 saat içinde arkadaki notalardan sadece anason-fesleğen kalıyor. değişimler net ve kesin. son kısımda yumuşak başlayan meşe yosununa anason, fesleğen ve deri bir süre eşlik ediyor. yavaşça yanındaki notalar da onu bırakıyor. hafifçe bahsettiğim meyveli dokunuşla karışık meşe yosunu tenden ayrılana dek öylece gidiyor.

Baş ve orta kısımlar parfümün süsü olacak şekilde kullanılmış, benim tende 2 saat içinde tamamen baz notalar ile devam ediliyor. bununla beraber kıyafette başlangıç daha uzun sürüyor, en ilginci de son kısma tam olarak geçilmiyor, meşe kendini gösterse de, nemli paçuli - yeşilli mango suyu içerisinde bir meşe yosunu ile devam ediliyor. tende katmanlı yapısı ve geçişleri çok daha keskin olsa da kıyafetteki akoru daha çok hoşuma gitti. her açıdan çok başarılı. yılların verdiği notaların iyice yerine oturması gibi bir durum yoksa, benim denediğim parfümlerin çoğu en azından katmanlama açısından bu parfümden ders alması gerek.
 
Son düzenleme:

asaid

Aktif Üye
Hendley - Fume
Başlangıç kısmı zeytin ağacı reçinesinin kokusu ile oldukça benzer. daha çok baharat(kimyon-karabiber-biberiye) tütsü akorları mevcut, tütsülenmiş çay notasından gelmeleri muhtemel. yanık tarzda değil ama baş kısımda gerçekten pişme aşamasında olan oldukça baharatlı bir etin uzaktan kokusu ile benzer hatta biraz da hayvansal bir akor var. Athunis, Fumidus gibi bir is yada yanıklık kesinlikle yok fakat bence baharat tütsü akorlarıyla onlardan daha yorucu bir 'pişmişlik' var.(bu konuda en cüretkar Rake&Ruin) o aşama neyse ki çok sürmüyor. başta bu dediğim koku yapısının aşağısında hissedilen diğer notalar meşe yosunu-cypriol. Cypriol hafifçe törpülenip keskinliğin büyük kısmı alınmış; odunsu, hafif isli ama yumuşak sayılabilecek özellikle parfümün son kısımlarında gözüken bir vetiver akoru sağlamış. artı olarak meşe yosununun saldırgan koyu yeşil rutubetli yapışkan dokusu yumuşatılmış ve galbanum'un acısı (muhtemelen hissedilen labdanum ile) büyük ölçüde alınmış yeşil derili ambersi dokularının birleşimi olarak sunulmuş. 3-4 saate parfüm yumuşak şekilde yosun-vetiverin öne çıkması ile aromatik bir kıvama doğru gidiyor.
genel olarak isminin hakkını verdiğini söylemek mümkün. bununla birlikte kullanıcıya acıyıp gittikçe baharatlarını azaltıp kendini açması da güzel düşünülmüş.
İs noktasında değil ama özellikle başlardaki baharat akoru içinde Mukhallat Shams'deki misk akoruna benzer fakat daha hafif bir ürinerlik barındırıyor ki alışık olmayanı rahatsız etme ihtimali mevcut. fakat hayvansal sayılabilecek o kısmını arkaya atıyor, baharatlarını da gittikçe geriye çekerek, daha sade ve aromatik sayılabilecek mercan köşk?-vetiver-yosun-labdanum? temeline oturuyor. ilginçtir ki parfümde beklediğim çam kozalağına dair bir hissim olmadı. muhtemelen baştaki akora katkı sağlayacak şekilde Pinacea familyasından başka bir cinsin kozalağı kullanılmış.
 

YILKANT

Administrator
Yönetici
Hendley - Fume
Başlangıç kısmı zeytin ağacı reçinesinin kokusu ile oldukça benzer. daha çok baharat(kimyon-karabiber-biberiye) tütsü akorları mevcut, tütsülenmiş çay notasından gelmeleri muhtemel. yanık tarzda değil ama baş kısımda gerçekten pişme aşamasında olan oldukça baharatlı bir etin uzaktan kokusu ile benzer hatta biraz da hayvansal bir akor var. Athunis, Fumidus gibi bir is yada yanıklık kesinlikle yok fakat bence baharat tütsü akorlarıyla onlardan daha yorucu bir 'pişmişlik' var.(bu konuda en cüretkar Rake&Ruin) o aşama neyse ki çok sürmüyor. başta bu dediğim koku yapısının aşağısında hissedilen diğer notalar meşe yosunu-cypriol. Cypriol hafifçe törpülenip keskinliğin büyük kısmı alınmış; odunsu, hafif isli ama yumuşak sayılabilecek özellikle parfümün son kısımlarında gözüken bir vetiver akoru sağlamış. artı olarak meşe yosununun saldırgan koyu yeşil rutubetli yapışkan dokusu yumuşatılmış ve galbanum'un acısı (muhtemelen hissedilen labdanum ile) büyük ölçüde alınmış yeşil derili ambersi dokularının birleşimi olarak sunulmuş. 3-4 saate parfüm yumuşak şekilde yosun-vetiverin öne çıkması ile aromatik bir kıvama doğru gidiyor.
genel olarak isminin hakkını verdiğini söylemek mümkün. bununla birlikte kullanıcıya acıyıp gittikçe baharatlarını azaltıp kendini açması da güzel düşünülmüş.
İs noktasında değil ama özellikle başlardaki baharat akoru içinde Mukhallat Shams'deki misk akoruna benzer fakat daha hafif bir ürinerlik barındırıyor ki alışık olmayanı rahatsız etme ihtimali mevcut. fakat hayvansal sayılabilecek o kısmını arkaya atıyor, baharatlarını da gittikçe geriye çekerek, daha sade ve aromatik sayılabilecek mercan köşk?-vetiver-yosun-labdanum? temeline oturuyor. ilginçtir ki parfümde beklediğim çam kozalağına dair bir hissim olmadı. muhtemelen baştaki akora katkı sağlayacak şekilde Pinacea familyasından başka bir cinsin kozalağı kullanılmış.
Çok güzel anlatmışsınız. Sedir kozalağı sanırım yanlış hatırlamıyorsam sex magic te kullanılan Lübnan sedirinin kozalağı idi. Zaten bağlantı kurulabilecek bazı tınılar sağlıyor o noktada. Bu çalışma sanıyorum bu tarzın kapsamı daha geniş tutulmuş bir örneği. Bu isli kokular ya da camp fire dedikleri türe göre daha komplex ve zengin bir oluşum yapılmış. Keyifli bulduğum ve şişesini almayışıma hayıflandığım yakın dönem kokusu oldu Fume.
 
Ensar Oud No: 1

Acı, asitli çiçeklerle birlikte; fazlaca yağlı ve kaygan hissettiren, tabaklanmış tipte harika bir deri akoru ile açılıyor. Buğulu, çamurlu bir kirlilik barındıran deri tabakası altında ezilen çiçekler arasında kremsi yapısı ve buruk samansı kumarin hissi ile lavanta biraz daha ön planda. Mevcut deri akoru kısa bir süre sonra sıcak reçineler ile preslenmiş ve yine reçine kirliliğinde indolik yasemin ile destekleniyor. Yasemin’ in kirli aldehidik yapısı ile eski tip aldehitli derilere dönüşüyor bu noktada No 1, hatta yüksek çözünürlüklü bir yorumu da diyebiliriz galiba. Reçineler arasında Frederic Malle Dawn’ da olduğu gibi; endüstriyel yağlara da benzeyen keskin dumanlı profili ile yine Günlük Yağı bolca mevcut. Ortaya çıkan deri akoru ise sytraxlı derilerde olduğu gibi kaygan, pürüzsüz ve saydam; fakat fazlaca güçlü bir deri, hatta kokladığım en deri koku olduğunu söyleyebilirim No:1’ in.

Çiçeklerin düşmesiyle birlikte hafif boozy, tatlıca, bir piponun tütün haznesine benzeyen küllüklü tütün ve pankek kıvamında kremsi lezzetli bir vanilya beliriyor. Bu noktada oluşan deri akoru oldukça odunsu, hatta direkt işlenmiş odun hissi taşıyor. Artık çok hissedilmeyen, aralardan sızıntı şeklinde algılanan indolik yasemin ile pastorize olan reçineler ise bu noktada boya vurulmuş bir yüzey hissi yaratmakta. Vücuttan ayrılırken de; deri hissini kaybetmeden acı kızıl toprak tadında nefis bir ambergris bırakıyor.

Aldehidik çiçekler ve deri ile başlayıp, tütünlü deriye, oradan da ambergrisli çamurlu deriye dönüşerek dönüşümünü tamamlayan, ama aslında pek de dönüşmeyen, oldukça yüksek frekanslı baştan sona kaliteli bir deri işi No: 1. Yoğun ve sert deri yapısı ile aklımda oluşturduğu renk kızıla çalan bir kahverengi. No 1 aklımda; kahverengi duvar kağıtları ile çevrili, bazı bölümleri pürüzsüz bir deri ile kaplı ahşap sandalyeleri ve bu sandalyelerin oda arkadaşı olabilecek maundan bir masayı ve yine bu maun masa üzerinde konumlanabilecek yine maun rengi bir pipoyu taşıyan bir görseli canlandırdı. Üstelik bu mobilya ekibi henüz yeni olsa gerek ki cila kokuları, birkaç saat önce sönmüş, fakat henüz tam tahliye olamamış pipo dumanı ile odayı doldurmakta. Ellerine sağlık Ensar Emmi, yemek çok güzel olmuş.

 
Son düzenleme:

asaid

Aktif Üye
Calvin Klein - Obsession ᵛⁱⁿᵗᵃᵍᵉ
açılış 4711 ile oldukça benzer, citrus yoğunluklu, tatlı şeftalili, fesleğenli parlak ışıl ışıl. bu citrus patlaması geçtikten sonra vanilya ve meşe yosunu iyiden iyiye kendini öne alıyor. buradaki meşe yosunu törpülenmemiş, aksine en "baba" parfümlerde ancak bulunabilecek cinsten sert doğal bir yosun. Hemen yanındaki vanilya-sandal dahi onu yumuşatamıyor. Çok geçmeden üstüne bir de yoğun acı biber, hafifçe sedir ve gül de ekleniyor. meşe yosunu ve baharatlar hız kesmeden ilerlerken ortaya dahil olmaya başlayan portakal çiçeği-amber ile son kısma doğru değişim başlıyor. çok geçmeden oldukça belirgin şekilde kullanılmış civet de bu kompozisyona dahil oluyor. 4-5 saate son kısım yerine iyice otururduktan sonra civet-amber-vanilya karışımı olarak uzun süre devam edip tenden en son ayrılan civet ile veda ediyor.
orta-son arasında amber-vanilya-civet-portakal çiçeği önde; baharatlar-yosun-sandal arkada olduğu bir geçiş aşaması var ki uğruna şiirler yazılası güzellikte, aslında her aşamasının ayrı bir güzelliği var. hatta parfüm baştan son kısım oturana dek abartısız her 30 dk bir koku değişim geçiriyor, öyle 2-3 katman değil. normal bir burnun hissedebileceği şekilde, az çok birbirine bağlı olsa da bir çok ayrı yapıda katman farklı zamanlarda hissedilebiliyor. zannederim ki kim koklarsa koklasın, bazı katmanlarından hoşlanmasa bile, bu katmanlardan en az birini oldukça sevecektir. malzeme kalitesi oldukça yerinde, civet büyük ihtimal doğal ve kullanımı profesyonel. kendini önde hissettiriyor olmasına rağmen yoğun olduğu aşamalarda vanilya-amber ile sımsıkı birleştilmiş, sonda tek başına kaldığında da yoğunluğu oldukça azalmış oluyor. özellikle ortadan sonra parfüme yoğun tensel hisler sağlıyor. yalnız amber orta kısma ilk dahil olduğunda rahatsız etmeyen hafif bir sentetikliği mevcut, sona doğru civetin öne çıkmasıyla o his de gidiyor.
tek düze, basit, sade vb. terimler bir parfüme ancak bu kadar uzak olabilir. cinsiyet kavramından bağımsız daha doğrusu iki cinsden de bir çok parça taşıyan, benim anladığım tarzdaki parfüm sanatının zirvesinde olan parfümlerden.
 
Son düzenleme:
L'artisan Al oudh

Mekanınızın mönüsü çok güzel,biz çok keyif alıyoruz daha doğrusu alıyorduk..
Yani ne zaman mekanınızın mönüsü tabldota bağlandı o zaman kabak tadı vermeye başladı.

Evet bu kolpaçino film sahnesinden bir kesit ciddi ciddi bu konuşma canlandı bu parfümü kendi çapımda test ederken..

Açılışındaki çok hoş naif gül ile baharatların ön planda olduğu kimyonun direksiyon başında durduğu geride kalmış odunsu oud kokusu. Gayet basit giyinebilir bir oud.
Merak edenler için gerçekten bir bakın notalarına yazmaya üşendim bir sürü nota ama ben hissettiğime bakıyorum. Yaklaşık yarım saat sonra bunu gerçekten yazmak istemezdim ama cami önü sakallı dayıların amcaların sattığı sürme kokular birebir.
Bunu içinde gül var diye yazmadım emin olabilirsiniz.

Lartisan hala benm gözümde timbuktu olarak kalacak 🌱
 

asaid

Aktif Üye
L'artisan Al oudh

Mekanınızın mönüsü çok güzel,biz çok keyif alıyoruz daha doğrusu alıyorduk..
Yani ne zaman mekanınızın mönüsü tabldota bağlandı o zaman kabak tadı vermeye başladı.

Evet bu kolpaçino film sahnesinden bir kesit ciddi ciddi bu konuşma canlandı bu parfümü kendi çapımda test ederken..

Açılışındaki çok hoş naif gül ile baharatların ön planda olduğu kimyonun direksiyon başında durduğu geride kalmış odunsu oud kokusu. Gayet basit giyinebilir bir oud.
Merak edenler için gerçekten bir bakın notalarına yazmaya üşendim bir sürü nota ama ben hissettiğime bakıyorum. Yaklaşık yarım saat sonra bunu gerçekten yazmak istemezdim ama cami önü sakallı dayıların amcaların sattığı sürme kokular birebir.
Bunu içinde gül var diye yazmadım emin olabilirsiniz.

Lartisan hala benm gözümde timbuktu olarak kalacak 🌱
birçok parfümünde beni hayal kırıklığına uğrattı bu marka. Tea for Two, Aedes de Venustas ve Séville l aube u da deneyip, onlardan da hoşlanmassam bu marka ile bir daha zor barışırım. Parfümlerinin yaklaşık 3 de birini Bertrand Duchafour tasarlamış, benim denediklerimin de çoğunu o yapmıştı. adama az mı bütçe ayırıyorlar acaba bilemiyorum..
 
Son düzenleme:
Lanvin Eau My Sin Vintage

Çiğ, yeşil yabani otlar ve oldukça canlı, asidik karakterli bir bergamot patlaması ile başlıyor My Sin. Çok süre geçeden tozlu ve misk kremsiliğinde pudralı aldehitler ile kasvete boğuluyor. Aldehit tipi olarak yine No 5 ekolüne yakın olduğunu söyleyebilirim My Sin’ in; fakat misk yönü ile Coty Chypre’ ye de çok yakın. Hatta ikisinin melezi gibi bir şey de diyebiliriz. Kısa bir süre sonra My Sin’ in direkt kendisi olan; kömür gibi simsiyah, hafif sıcak hayvansal kirli bir tavırda, biraz toprak gübre çağrışımları da yapan, hafiften yosunlarla sarılı katranlı Civetini soluyorsunuz. Bu noktada My Sin’ in hem sabunsu hem de fazlaca kirli olduğu tezatlı yapısı da oluşmuş oluyor. Toprak bağ bahçe işleriyle uğraştıktan sonra kalıp sabunla elinizi yıkadığınızdaki his olarak da özetleyebilirim; kirli, tensel ve aynı zamanda temiz.

Kurumaya doğru bu iki zıt yapının arasına örtü olarak çekilen Coty Chypre usulü serin süsen ile hafif makyajlı, melankolik, feminen bir yön de gösterip; pudralı güllü, misksi vanilyalı, daha sıcak baharatlı, balzamik bir düzleme geçiliyor. Civet temelli yağlı, yanık misk-deri akoru her zamanki yerinde, hatta Miss Dior’ daki kuru samansı deri akoru ile de benzeşiyor bu son kısımda.

Lanvin My Sin, Chypre türünün kuşkusuz en temel üyelerinden. Eldo Rien, Rogue Chypre Siam gibilerin varlığının temel sebeplerinden de birisi aynı zamanda, hatta Kouros’ un babannesi ya da dedesi olarak da görülebilir. Sadece tek bir kez deneyip dolabımın derinliklerine hapsettiğim Coty Chypre dekantım için ulaşılabilir bir alternatif bulduğumdan yere göğe sığdıramıyorum Lanvin My Sin’ i. Fujerler yeşilin biraz daha aydınlık, canlı yönü ile uğraşırken Chypreler biraz daha; yeşilin karanlığını, soğuğunu vurgular benim görüşümce. Bundan sebep ki Chypreler bana Noir Film çağrışımı yapar. Özellikle My Sin bana, The Woman in the Window’ dan bir sahne hatırlattı: Filmin başrolü sayın doçentimiz R.W tanıştığı hayallerinin kadını Alice’ in belalı sevgilisini nefsi müdafaa durumunda öldürüyor ve o cesetten birlikte kurtulmaya çalışıyorlar. R.W cesedi arabasına alıyor. Fazlaca yağmurlu bir havada şehirden epey uzakta tenha ormanlık bir alan buluyor. Uzun uzun yabani otlar, yaşlı ağaçlar ile çevrelenmiş bu alana ölü bedeni bırakıyor. Yağmur kaynaklı vıcık vıcık çamur olmuş zemine de ayakkabı izini ve lastik izlerini de bırakmayı ihmal etmiyor. My Sin’ e geri dönersek; Serin, puslu ve sisli havaları simüle eden ve aynı zamanda çürümüş, ölü çiçeklere de dokunan aldehitli yapısıyla bahsettiğim sahnenin havasını, kirli tensel dokulu civeti ile de soğuk toprağı ve üzerinde yatmakta olan ölü bedeni ile bağdaştırdığımı söyleyebilirim. Aslında özetle; Chamade için Doğayı, Baharı simüle ettiğini söylemiştim, My Sin’ in de biraz daha soğuk mevsimleri, toprağın ve yeşilin soğuğunu, vücut üzerinden anlattığını söyleyebilirim. Bu arada My Sin’ de doğal civet kullanıldığı söyleniyor, söylentilere kulak asmayın, zaten kullandığınızda hiçbirine ihtiyacınız kalmayacak. Civet101.

 
Casablanca St. Clair

Capcanlı turunçgiller ve rendelenmiş kabukları, indolik çiçek yaprakları akabinde tam 25 derece hava sıcaklığında aldehit esintisi, toprak zemini oluşturan nefis bir deri akoru ile açılıyor. Sıcak aldehit rüzgarı Chamade Extraitten fazlaca izler taşıyor, hatta derili Chamade Extrait bile diyebilirim Casablanca’ nın başlangıcı için. Deri akoru ise kösele, styraxlı deri akorlarına benzer şekilde, bahar esintisindeki güneş ışığı parlaklığında canlı turunçlar ile toprak arasında ince bir yüzey, perde oluşturmakta.

Bir süre sonra toprak hattına doğru belirginleşen kirli indolik yasemin sapları ile deri yüzeyin diğer kısmına iniyoruz. Oldukça tok ve gerçekçi bir toprak yapısı var burada; ambergris, cypriol tarzı bir topraksılık mevcut. Canlı yeşil bitki saplarının dengesiz bir doğrultuda toprakaltında ilerlediğini görebilirsiniz hatta bu kısımda. Toprağın derinlerine indikçe nefis bir laden ile karşılaşıyoruz. Kaya tozu gibi metalik, reçineli ve külsü yapısı ile mineral tadında canlı kökleri besliyor. Reçine - İndolik Yasemin birlikteği Aeon kalitesinde ve tadında. Köklerle birlikte ilerledikçe Laden yoğunluğu fazlaca artıyor, sıcak erimiş şeker tadında vanilya tipi bezoin ile Ambra Nobile ile fazlaca benzer güzel bir kehribar akoru oluşuyor. Balzamik pamukşeker olarak tenden ayrılıyor; burası da magma herhalde. Referans sayılacak kalitede bir Laden barındırdığını da rahatlıkla söyleyebilirim.

Casablanca; Chamade’ in yaptığı gibi canlı çiçekler ve meyvelerin ağırladığı bahar esintisi ve güneş sızıntıları ile başlayıp Chamade’ in pek fazla bulaşmadığı toprağın altına, hem de bayağı bir altına giriyor. Üstelik bunu son yıllarda çıkan parfümler arasında kokladığım en kaliteli herbal deri akorlarından biri ile yapıyor, ki Casablanca nın kendisi de son zamanlarda çıkan en kaliteli kokulardan biri kuşkusuz. Aeon ile aynı kulvara koysak üzerine bile çıkabilir hatta. Casablanca’ yı tek sefer denediğim için detaylarına pek fazla değinemedim; fakat indolik akoru güçlendiren nefis bir portakal çiçeği, yüksek kalitede olduğunu düşündüğüm meşeyosunu, galbanum gibi içerikleri de var. Eskilerden fazlaca referans barındıran Casablanca’ yı bence deneyin, ayrıca oldukça modern olduğunu da rahatlıkla söyleyebilirim.

 
L'Artisan - Séville à l'Aube
oldukça çiğ yeşil otlar ve açık parlak portakal-limon ile açılıyor, bu ilk 10-15 dk herşey güzel sonra otların çiğliği ve portakalın asidi sönerken yanına Havana Vanille'den tanıdık olan sevimsiz yoğun dozda rom ve Dzonghka'daki kimliksiz yakıcı ince baharatlar ve vetiver akoru da eşlik ediyor. Birebir aynı dna. portakal çiçeğini başa koyup diğerlerinin az çok oranları ile oynayıp (maalesef muhtemel aynı materyallerle) aynı akorlar kopyala yapıştır yapılmış. sonraları dozunu hafifçe arttıran balmumu-yasemin roma küçük dozda eşlik ediyor ki bu güzel ve olması gereken bir değişim. Tütün bence yok. maalesef yine çok hoş olmayan bir rom-vanilya akoru ile son buluyor.
Boozy yapı deneyimim çok az ama bana kalırsa böyle olacaksa hiç olmasın. Parfümdeki yeşiller ve çiçek yapısı gayet kaliteli fakat yanlarında sunulan diğer elementleri hiç beğenmedim. kompozisyon dışardan güzel dursa da çok büyük ihtimal yine malzeme kalitesinden kaynaklı çoğu nota asıl özelliklerini gösteremiyor. kısmetse Bloody Wood'u da deneyip sevmezsem demektir ki kalite ile alakalı değil, benim aram yok boozy akorlarla. tabi Overture da istisna olarak kalacak.
 
Couteau de Poche Fumabat

Yanan yosunlu odunlar, tozlu aldehitler ile kasvetli bir açılış yapıyor. Rien benzeri güçlü aldehit patlaması ve yanık meşeyosunu harika; Terkedilmiş, yıkılmış bir evin toz akışı durmayan odalarını, zincir yağlarını ve siyah dumanları, küf tutmuş eşya ya da ahşapları da anımsatan güçlü bir açılışı var Fumabat’ ın. Meşeyosunu yapısı biraz daha açılarak tozlu salatalık formu bir bitkiselliğe dönüyor. Bu noktadan sonra 70-80’ ler şipre maskülenlerine dönüşüyor. Küçük Hindistan Cevizi, Ardıç Meyvesi, Tonka gibi kuru tatlı baharatlarla tatlanan çamsı ıslak vetiver ve incece yumuşak yağlı bir deri tabakası ile pek fazla değişim göstermeden devam ediyor. Diplerden gelen hafif terli misk- li amber sıcaklığı da var, ama epey yumuşakça. Kapaktan bolca aldığım sandal izleri de burada mevcut, fakat performans kaynaklı net olarak arayıp bulamıyorum. Maalesef performansı biraz kısıtlı Fumabat’ ın.

One Man Show, Beverly Hills, Van Cleef Pour Homme, Nina Ricci Phileas. Hepsini bir şişeye sıkıştıran, muhtemelen denemediğim diğerlerinden de bir şeyler barındıran harika bir saygı duruşu çalışması Fumabat. Bu konsepti temel alan daha önce bahsettiğim diğerlerine kıyasla, referanslarına en bağlı olanı olduğunu da söyleyebilirim. Bu arada yayılımda ıslak topraklı güzel bir paçuli de alıyorum, ama doğal paçuli bende alerjik etki gösterdiği için her zaman algılayamıyorum. Balzamik temalarda toprak da olsun diyenlerdenseniz, Fumabat muhtemelen sizlerde bu boşluğu da dolduracaktır. Zeytinyağına çalan sıvı rengi de harika ayrıca.

 
Byredo Pulp kullandım Başlangıçta muhtemelen frenk üzümünden gelen ekşi domates kokusuna benzer bir koku patlaması ile başlıyor Orta bölümden itibaren elma şeftali gibi meyvelerin eklenmesi ile kremdi bir hal alıyor Performans mükemmel 8 saat sürüyor Beğendim 8/10


Tapatalk kullanarak iPhone aracılığıyla gönderildi
 
Byredo Pulp kullandım Başlangıçta muhtemelen frenk üzümünden gelen ekşi domates kokusuna benzer bir koku patlaması ile başlıyor Orta bölümden itibaren elma şeftali gibi meyvelerin eklenmesi ile kremdi bir hal alıyor Performans mükemmel 8 saat sürüyor Beğendim 8/10


Tapatalk kullanarak iPhone aracılığıyla gönderildi
Tatli ve meyve sevenler icin tam genel beğeni parfümü. Performans ise canavar ozellikle kis aylarinda. Ama bana hitap etmiyor yine de kenarda 3-5 ml tutmak isteyeceğim parfümlerden.